Miliyetçiler, ülkücüler, habervatan, ülkücü, , milliyetçi haber, etik haber

• Cumartesi, Eylül 8, 2007 - Bayrak, Millet ve Vatan’ın Değeri Çocukken Öğrenilir

1999 yılının Temmuz ayıydı...

4 ya da 5 Temmuz 1999...

Öğle vaktiydi...

Bir akrabam ile birlikte kahve içip televizyon seyrediyorduk. NATO’ya bağlı Milletlerarası Barış Gücü (KFOR) bünyesinde görev yapan 52 araç ve 133 personelden oluşan, Tuğgeneral Mehmet Ali Erdoğan komutasındaki Türk Birliği konvoy halinde Prizren (Kosova) kentine giriyordu... Ya da “şehre giriş yapmaya çalışıyor” dersek daha yerinde olur.

Televizyondan görebildiğimiz haliyle muazzam bir kalabalık “Birliğimiz”in etrafını çevirmiş, sevgi gösterisinde bulunuyordu.

Çılgınca bir tezahürat...

Konvoy durmuştu; bir adım bile gidemiyordu!

İnsanların ellerinde Türk bayrakları ve Atatürk posterleri, hep bir ağızdan “En büyük asker, bizim asker…” ve “Türkiye… Türkiye… Türkiye…” diye bağırıyorlardı...

Kalabalık içinden birkaç genç, ilerleyemeyen askeri araçlarımızın üzerine çıkmış, sevinçle zıplıyor, el çırpıyorlardı.

Akrabam bir ara kendi kendine, “Tuhaf şey doğrusu... Askeri aracın üzerine çıkılmasına askerlerimiz nasıl müsaade ediyorlar?” diye mırıldandı.

Prizren’li gençlerin askeri araçlarımızın üzerine çekinmeden, rahatça çıkabilmelerinin manası şu şekilde özetlenebilirdi: “Bu askeri araçlar ve asker bizim; bize ait... Ona sahip olma hakkı ise Osmanlı’dan miras... Araç ve asker bizim olduktan sonra, bize kim ne diyebilirki?”

Mehmetçik de kendisine muhabbet göstereni başının üstüne oturtmuştu; askeri araçların üzerine çıkmalarına ses çıkarmıyordu…

Pekala, bu kalabalığı oluşturan yalnızca Prizrenli Türkler miydi? Elbette hayır!

Kalabalık, Sırp zulmüne maruz kalmış, eziyet görmüş Türk ve Arnavutlardan oluşuyordu...

Yani askerimizi bağrına basan, ona dokunabilmek için adeta birbirini ezen kitlenin içinde Arnavut ahali de vardı...

Avrupa medyasının bu manzaraya çok hayret ettiğini, ertesi gün yayınlanan gazetelerden öğrendik.

Halk, araç içindeki “Mehmetçik”in elini sıkmak için uğraş veriyor, kalabalıktan genç bir adam tahminen bir buçuk veya iki yaşlarında olan çocuğunu araç komutanına uzatıyor ve komutan bebeği kucağına alıyordu…

Haklıydı...

Kısa süreliğine de olsa, bebeğinin emin ellerde olmasını istiyordu...

Kim bilir; belki de ”Ecdad Yadigarı Mehmetçik” yani “Asakir-i Mansure-i Muhammediye”; ile tanışsın istiyordu…

Asakir-i Mansure-i Muhammediye; “Allah’ın İnayeti ile Muzaffer Olmuş Muhammed’in Askerleri”…

Yani “Muhammedcik”…

Veya diğer söylenişiyle “Mehmetçik”…

Çocuğunu komutanın kucağına veren genç baba biliyordu; Bayrak, Millet sevgisi küçük yaşlarda verilirdi...

Tabiatta her eylemin bir amacı olduğu gibi bu davranışın da babanın şuurunda bir amacı vardı… Bu hareketin amacı ha “emin ellere emanet” olmuş, ha “Mehmetçik ile tanıştırmak” olmuş; ne farkederki?

Özetle; Mehmetçik’i ve Bayrağımızı seviyorlardı!

Şu an o manzarayı hatırlarken bile gözlerim doluyor, boğazım düğümleniyor…

Bir an için çocukluğumu hatırladım. Çocukken, annemin devlet memuru olarak görev yapması sebebiyle uzun zaman bana anneannem ve dedem bakmıştı...

Felçli olan ve bastonla bile yürümekte zorlanan dedemin aksaya aksaya, ayağını sürüye sürüye beni kaç defa Anıt Kabir'e götürdüğünü hatırlarım...

Atatürk Orman Çiftliği yakınlarındaki Gazi Mahallesinden trene binerdik, Gar'da inerdik ve Tandoğan Meydanı üzerinden yürüyerek Anıt Kabir'e giderdik... Buna ”isteyen” inansın, “istemeyen” de inanmasın…

Arada bir annem Ulus'daki işyerine götürürdü beni...

Ulus'da sıkça, hemen hemen her seferinde, Kurtuluş Savaşı yıllarından kalma kıyafetiyle kalpaklı bir "İstiklal Savaşı Gazi"si görürdük...

Gazi’yi görür görmez annem hemen, "Koş bakalım; git elini öp… Koş!" derdi ve ben de talimatı yerine getirir, koşar elini öperdim. Sonraları bu ben de alışkanlık halini aldı…

Gazi gördüğümüzde, annemin uyarmasına gerek kalmadan koşup elini öper olmuştum...

Öyle ya; o gün annem ve ben bir öğlen arası Ulus’da rahatlıkla dolaşabiliyorsak özgürlüğümüzü onlara borçluyduk ve ellerini öpmek de boynumun borcuydu… Tabi Gazilerimizin ellerini öpmemin sebebini sonraları anne baba izahatıyla ve yaş ilerledikçe okuyarak anladım.

Üzücüdür ki; "Kurtuluş Savaşı Gazilerimiz"den bugün yalnızca biri hayatta...

Çocukluk yıllarıma dair bu aktardıklarım Bayrak ve Millet sevgisi aşılamanın çeşitli yollarından belki de yalnızca ikisiydi...

Ve ufak bir hatırlatma!

Sizler de isterseniz küçük yaştaki çocuğunuza Gazi eli öptürerek “Milli Şuur” aşılamaya başlayabilirsiniz…

Nasıl mı?

İstiklal Savaşı Gazilerimiz’den yalnızca bir tanesi hayatta ama halen birçok gazimiz var…

Çevrenizde, yirminci yüz yılın son çeyreği ila yirmi birinci yüz yılın başlarında, hayatlarının baharında bu vatan için yarım kalmış bir çok kardeşimizi görebilirsiniz…

Zira 1984’den beri ülkemize yapılmakta olan hain saldırılara karşı vatanımızı korumak için girişilen mücadelede çok sayıda kardeşimiz Gazilik mertebesine erişti.

Yakınlarınızda mutlaka vardır…

Bulun, tanışın…

Çocuklarınız ellerini öpüp, onlara minnet duymayı öğrensinler!

Ve bir de soru!

Sizce 86 yıllık bir aradan sonra “Osmanlı toprağı Kosova”ya ayak basan “Mehmetçik”e zuhur eden bu sevgi selinin sebebi neydi?

***

Şimdilik Balkanları bir tarafa bırakalım ve dönelim Kafkasya’ya...

Tarih, 25 Ağustos 2001...

Yer, Bakü (Azerbaycan)...

Hava Kuvvetlerimize ait Türk Yıldızları adlı akrotim, Bakü’nün Azatlık Meydanı üzerinde sesten hızlı uçarak akrobasi gösterisi yapıyor...

O günlerde basından öğrendiğimize göre, gösteriyi bir milyona yakın Azeri kardeşimiz sevgi tezahüratı ile izlemişti...

Bir milyona yaklaşan insan seli ve tam bir bayram havası; İKİ DEVLET, TEK MİLLET!

Bu gösterinin yankıları ise Azerbaycan basınında, Türk Ulduzları Baki semasını ve başgant sakinlerinin gönüllerini fethetti... şeklinde dile getiriliyordu...

Balkanlar bir zamanlar Osmanlı toprağıydı... Prizren’deki halk da Osmanlı yadigarıydı... Kısacası, kardeşlerimizdi... “Arnavut”uyla, “Boşnak”ıyla, “Türk”üyle...

Ya Bakü’deki bir milyon insan neydi?

Neden “Silahlı Kuvvetlerimi”ze ilgi ve sevgi göstermişti?

Onlar da ”kardeşlerimiz, soydaşlarımız”dı...

Bu iyi bilinen bir gerçek ve tabiatın da kanunudur; Kardeş, kardeşe asla kurşun sıkmaz; sıkamaz!

Kardeş, kardeşe aynen Prizren’de ya da aynen Bakü’de olduğu gibi sevgi gösterir, “Birlikte” el ele bayram yaparlar!

Gönüller bir olur, dar günde tek yumruk olurlar!

Kardeşlerden biri diğerine ”Yaşasın halkların kardeşliği !” deyip, kardeşinin yoluna mayın döşemez!

Kardeşlerden biri diğerine ”Yaşasın halkların kardeşliği !” deyip, kardeşinin yoluna pusu kurup, üzerine kurşun yağdırmaz!

Kardeş, “öğretmen kardeş”i öldürüp, diğer kardeşlerin de üzerinde hakka sahip olduğu devletin okullarını yakıp yıkmaz; iş makinalarını ateşe vermez!

***

Internet’te DPT çalışanı sayın Filiz Doğanay tarafından yazılmış bir makale okudum. Bu makale bir araştırma yazısı...

Osmanlı İmparatorluğu ve Cumhuriyet döneminde ülkemize yapılan göçleri incelemiş sayın Doğanay...

Sorunlarımız güncel olduğu için, bu yazımızda Osmanlı İmparatorluğu dönemine değil, içeriden ve dışarıdan saldırıya uğramakta olan Türkiye Cumhuriyeti dönemine bakacağız...

Sayın Doğanay’ın çalışmasına göre Cumhuriyetimizin kuruluşundan günümüze kadar olan süre içerisinde ”Josip Broz Tito’nun Yugoslavyası”ndan 305 158 kişi, Romanya’dan 122 558 kişi, Bulgaristan’dan 790 732 kişi (Bulgar devleti tarafından tehcire tabi tutulanlar da dahil), Yunanistan’dan 424 645 kişi (mübadele de dahil), Türkistan’dan 2878 kişi, Afganistan’dan 4163 kişi, Ahıska’dan 150 kişi olmak üzere toplam ”bir milyon altı yüz bin”den fazla kardeşimiz yurdumuza göç etmiştir. Devletimiz de bu insanları imkanları ölçüsünde bağrına basmıştır.

1950’lerden itibaren başta Almanya olmak üzere bazı Avrupa ülkeleri işçi almaya başlamışlardır.

Enteresan olan o ki; Balkanlar’dan ülkemize göç eden kardeşlerimiz, büyük ölçüde entegre oldukları Avrupa kültüründen ayrılarak göç için Avrupa ülkeleri yerine Türkiye’yi tercih etmişlerdir.

Acaba neden?

Türkiye’ye bu ilgi niye?

Bu soruların cevabı için, yazımızın başında Prizren’le ilgili olarak aktardıklarımızı hatırlayalım!

16 Mart 1988 tarihinde Halepçe’de (Irak) Saddam Hüseyin’in düzenlediği kimyasal silah saldırısında 5 bin kişinin öldüğünü yine basından öğrenmiştik…

Saldırının akabinde sayıları bir milyona varan kuzey Iraklı Peşmerge Türkiye’ye hücum etmişti...

Türkiye’nin dışında onlara kaç ülke kucak açtı?

Cevap: Hiç… Hiçbir ülke kucak açmadı!

Şimdi şartlar değişti ve bize ”sizi kuzey Irak’ta istemiyoruz…” diyorlar…

İtalyan hükumeti, Arnavutluk iç savaşından kaçan kaç kişiyi ülkesine kabul etti?

Cevap: Hiç!

***

Bir yanda askerimizi alkışlayan, bayrak ve çiçek ile karşılayan insan seli; öte yanda vatanımızın sınırları içinde askerimizin yoluna mayın döşeyenler, “Mehmetçik”e kurşun yağdıranlar, bunlara yataklık edenler…

Bir yanda Mehmetçik’e bebeğini uzatanlar, “TSK Akrotim”ini coşkuyla alkışlayanlar; diğer yanda Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sınırları içindeki “Türk Askeri”ne, “Türk Subayı”na, kimi zaman takma isimlerle (nick) gizlenerek internet köşelerinden, kimi zaman da birkaç Kıbrıs gazetesinden makaleleriyle alenen hakaret dolu yazılar yazıp, saldıran Kıbrıslı bazı “sözde kandaş”lar…

BU VATANA GÖNÜLDEN BAĞLI TÜM KARDEŞLERİMİZİN ‘30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI’NI KUTLARIM !

Atıl Tunga Güvener

http://www.davamiz.com/yazar-bayrak,-millet-ve-vatanin-degeri-2335.html

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• Cumartesi, Eylül 8, 2007 - Hayrünnisa ile Abdullah Gül

Tekel medyasının küreselleşmeci yazarları, kendilerine sunulan ikrama satırları ile cevap veriyor. Birkaç vatansevere değil bu sözlerim elbette. Amerikanın 21. yüzyıl ile ilgili tasarruflarını benimseyen bu bir avuç “Dünya Vatandaşı” kendilerine 2. Cumhuriyetçi diyerek, AKP iktidarını destekliyor. Peki, Erdoğan ve Gül de 2. Cumhuriyetçi midir?
 
Nedir 2. Cumhuriyet?  “Mandacı” sözünü itici bulanların kendilerine verdiği bir ad. ABD’nin Türkiye’den taleplerini süsleyerek ve önüne Uluslararası” kelimeler ekleyerek,  yapılması şart “olmazsa olmazlar” gibi halka sunmalarıdır.  Ne ister bu zevat?
 
Kürt Sorununun hallini. Yani Kürtlerin azınlık olarak kabulünü. Kürtlerin azınlık olarak kabulü ile Türkiye’nin tapusu olan “Lozan”ın kaldırılıp atılmasını. Zaten yıllardır “Lozan Zafer mi, hezimet mi?” diye altını ince ince oymuyorlar mı her bir taraftan.
“Türkler Ermenileri Kestinin” bilimsel adı, “ Ermeni Soykırımının” Türkiye tarafından kabulünü. Sonra Türkiye pastasından Batının arzu ettiği yerden bir payın Ermenilere verilmesini
Lütfederlerse Türkleri de içine aldıkları 36 etnik kökenli “Geniş Mutabakatlı” bir Anayasanın hazırlanması. “AKP Cumhurbaşkanı”ndan sonra sırada ki “AKP Anayasası”na her kesimin şartsız biatı
Kopenhag Kriterlerinin tez elden uygulanmasını
TSK nin bu ülkede ki DSİ i düzeyine indirici tüm formalitelerin bir an önce tamamlanması.( Gerekirse TSK nin toptan terhisi)
Küreselleşmenin önünde engel olan “Milli Devletin “ fonksiyonlarını sonlandırma adımlarına devam edilmesini
Vb
Hasan Cemal’i, Taha Akyol’u, Eser Karakaş’ı, Zafer Üskül’ü, Fetullah Gülen’i, H.Hüseyin Çelik’i, M.Ali Birand’ı bunları istiyorlar. Köşe yazılarında, siyasi söylemlerinde, dini vaazlarında, kitaplarında, konuşmalarında.
 
Türkiye’de bir yanda “meleğin kanadı var mı tartışılıyor?”, öbür yandan “Anayasasının değişemez denilen maddeleri.”
 
Meleğin kanadının varlığını tartışan elit kesim, Çankaya’ya çıkan Hayrünnisa Gül’ün türbanından başkasını göremiyor. Hayrünnisa Sultan ise ilk kez geldiği Çankaya’da çalışanları “Gidin de Dışişleri Konutu'na bakın nasıl yaptım. Her taraf pırıl pırıl” ( 30.8.2007- gercekgundem.com) diye azarlayarak, Sezer ailesinin nasıl olup da “şatafatsız” yaşadığını anlayamıyor. BOP sultanlığının sarayı olmaya yakıştıramıyor zahir o mütevazılıği. Bunlar kartel medyasında yer almıyor, AKP iktidarını antipatik gösterecek tüm haberler budanıyor.
 
Aydın Doğan tekelinin iki önemli gazetesi Hürriyet ve Milliyette, Gül ailesini sempatik gösteren tüm haberler her gün damardan veriliyor.
 
Hayrünnisa’nın Abdullah Gül’den nasıl kaçırıldığının masalımsı satırlarını bulabilirsiniz. Sanki Leyla ile mecnun aşkı yaşamış Gül ailesi. 30 yaşında ki üniversite mezunu Abdullah Gül annesinin bulduğu 15 yaşında ki lise bir öğrencisi ile evleniyor. Tüm olay bundan ibaret.
 
Başka birisi yapacak olsa işin sosyolojik boyutunu inceleyen, kadın haklarına indirgemenin ötesinde “İslâm Düşmanlığına”  dayandırılacak satırlar, “32 kısım tekmili birden” , Abdullah ve Hayrünnisa’nın sevdasına dönüştürülüyor.
 
AKP İktidarı hem kartel hem Dış Medya tarafından destekleniyor.
Ne diyor Focus dergisi Abdullah Gül Cumhurbaşkanı olunca? “Anadolu’dan İnançlı reformcu”.
Reform nedir? .” Değişiklik, yenilik, ıslahat” . Abdullah Gül reformcu ve İslam dinini yenileyecekmiş. İslamiyet’in yenilenmeye mi ihtiyacı var? Her çağa hitaben kıyamete kadar inmedi mi? İndi ama, Batı Türk ve İslam’ı kontrol altına alabilmek için, eğittiği, kontrol altına aldığı bu insanları Truva atı olarak içimize gönderiyor.
 
Can Dündar’ın Abdullah Gül ile ilgili hazırladığı yazı dizisi var takip ediyorsanız.
31.8.2007 tarihli ve “Karşı Olduğu Batı İle İngiltere’de tanıştı” başlıklı yazısında orada kimlerle okuduğu ve doktora öncesi çalıştığı Exeter Üniversitesi'nin nasıl tanındığını bir boş vaktinizde araştırın derim.
 
Batı Emperyalizmi 1922 de kovulduğu bu topraklara, “AB Uyum Yasları” ile ağır ağır yerleşiyor. Biz AB ye değil, onlar Türkiye’ye giriyor. İşte kendisine verilen her role başarı ile uyan Abdullah Gül, dün AB ye “Hrıstiyan Klüp” derken, bugün “Çağdaş Medeniyet “merkezi olarak görüyor. İngiltere’de “cami bulamayınca, kilisede namazını kılan Gül” hatırası ise sık sık karşımıza çıkıyor. Normal bir Müslüman namaz kılmak için illa ki cami arar, bulamazsa gider kilisede mi kılar namazını? Müslüman için namaz kıldığı her yerin ibadethane olduğunu Abdullah Gül bilmiyor mu? İslâhat, yenileşme ya da reform daha o günlerde başlamış Gül’de.
 
 Siyasi mevzuları bir kenara bırakıp, Hayrünnisa ile Abdullah’ın hayat hikâyesini okuyalım, Doğan tekelinde. Hatta dizi haline getirilsin seyredelim. Yorulduk, kendimize geliriz.
 
Netice de “yer altı ve yer üstü zenginliklerine” el koyan Küresel şirketler, Türkiye’yi alıp bir yere götürmüyor diyen başbakanıma artık hak veriyorum.

 

Neval Kavcar

http://www.davamiz.com/yazar-hayrunnisa-ile-abdullah-2353.html

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• Perşembe, Mayıs 17, 2007 - Leyla Zana ''Öcalan'a minnettarım''

Kategori: Milliyetciler

Nevruz kutlamalarında yaptığı konuşmayla ilgili ifade veren Leyla Zana konuşmasını kabul etti.

 

Diyarbakır'daki Nevruz kutlamalarında yaptığı konuşma nedeniyle hakkında açılan soruşturma kapsamında Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı'na ifade veren kapatılan DEP'in eski miletvekili Leyla Zana, ifadesinde konuşmasını kabul etti. Zana, “Barzani, Talabani ve Öcalan'a Kürtler'e legal, meşru ve demokratik ve barışçıl kanalları gösterdikleri için minnettarlığımı ifade etmek istedim'' dedi.

Diyarbakır'da basın Savcısı Süleyman Karaca'ya ifade veren Leyla Zana, dosya içerisinde bulunan bilirkişi tutanağında kendisine aften yazılan çözümdeki konuşma metninin kendisine ait olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Konuşma metnini açmak gerekirse bu bölgede yaklaşık 20 yıldır çatışmalı bir ortam olmuştur. Bu ortamda bu üç lider (Mesut Barzani, Celal Talabani ve Abdullah Öcalan) Kürtler'e, legal, meşru, demokratik ve barışçıl kanalları gösterme ve bu kültürü aşılamada öncülük etmiştir. Bu yönleri nedeniyle kendilerine olan minnettarlığımı ifade etmek istemiştim. Başkan Öcalan olarak geçen Abdullah Öcalan'dan kastım da bu anlamda değerlendirilmelidir. Herhangi bir suç kastı ile söz konusu ifadeleri kullanmış değilim. Ayrıca suç kavramıda özellikle siyasal ortamlara göre değişiklik göstermektedir. Konuşmamın bütün içerisinde değerlendirilmesi ve bu değerlerdirmede yukardaki savunmama da dikkate alınmasını talep ederim.''

Avukatları, Leyla Zana'nın konuşmada adı geçen 3 ismin ‘demokrasiye olan katkı ve çabaları' nedeniyle onları birer ‘lider' olarak nitelendirdiğini anlatırken, “Bu üç kişinin özellikle son yıllarda bu anlamda hem Ortadoğu hem kendi ülkeleri için demokrasinin yerleşmesi konusunda çok yoğun çabalar göstermektedirler. Bu çabalar bütün dünyanın dikkatini çekmektedir'' dedi.  haber

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• Pazar, Mayıs 6, 2007 - MHP Hiçbir parti ile ittifak yapmayacak....

Kategori: Milliyetciler

MHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Şandır, bu sorunun cevabını verdi

MHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Şandır, Hiçbir parti ile ittifak yapmayacaklarını ve bu tür tekliflere kapalı olduklarını belirtti. MHP Genel Merkezi tarafından yapılan yazılı açıklama şu şekilde:

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Merkezi
Basın Açıklaması

5 Mayıs 2007

Milliyetçi Hareket Partisi İl Başkanları ve Merkez Yönetim Kurulu toplantısı bugün yapıldı.

Saat 11:00de başlayan İL BAŞKANLARI toplantısında;

22 Temmuz 2007 tarihinde yapılması kararlaştırılan 23. Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi Milletvekili Genel Seçimleri için yapılan çalışmalar gözden geçirildi.

Milliyetçi Hareket Partisinin, 22 Temmuz 2007 tarihinde yapılacak seçimlere tek başına iktidar olmak iddiası ile ve tek başına gireceği; hiçbir parti ile ittifak yapmayacağı ve bu türde tekliflere kapalı olacağı tekrar ifade edildi.

YSK tarafından ilan edilen seçim takvimi gereği;

-      Aday olmayı düşünen MHP İl ve İlçe yöneticileri, Partili Belediye Başkanları, İl Genel ve Belediye Meclis Üyelerinin 08 Mayıs 2007 tarihine kadar görevlerinden istifa etmeleri gerektiği,

Saat 14:00de başlayan Merkez Yönetim Kurulu Toplantısında ise aşağıdaki kararlar alındı;

1-    22 Temmuz 2007 Pazar günü yapılmasına karar verilmiş olan 23. Dönem Milletvekilliği Genel Seçimlerine; Milliyetçi Hareket Partisinin ülke genelinde bütün seçim çevrelerinde katılmasına ve Milletvekili adaylarının tespitinin, Parti tüzüğümüzün 84. maddesinde ifade edilen "Merkez Yoklaması" usul ve esaslarına göre yapılmasına,

2-    23. Dönem Milletvekili Genel Seçimlerinde, partimize yapılacak olan Milletvekili aday adaylığı başvurularının 10 Mayıs 2007 gününden itibaren 15 Mayıs 2007 günü saat 17:00ye kadar Parti Genel Merkezinde kabul edilmesine,

3-    Milletvekilliği Genel Seçimlerinde, partimizin aday adayı olmak için başvuranlardan 500 YTL başvuru aidatı alınmasına;

Oy birliği ile karar verilmiştir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

haberler

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• Pazar, Mayıs 6, 2007 - Ülkü Ocaklarından uyuşturucuya HAYIR kampanyası

Kategori: Milliyetciler

Balıkesir´in Dursunbey ilçesinde Ülkü Ocakları tarafından,Uyuşturucuya hayır" kampanyası düzenlendi

Amaçlarının gençleri uyuşturucu ve benzeri kötü alışkanlıklardan uzak tutmak, onları bu konuda daha dikkatli olmalarını sağlamak olduğunu söyleyen Dursunbey Ülkü Ocakları Başkı Burhan Yıldız, toplum bilincine yönelik kampanyalarının amacına ulaşmasıhnı umduklarını bildirdi. Kampanya münasebetiyle bir gece tertipleyen Ülkü Ocakları Dursunbey Şubesinin etkinliğine, MHP İl Başkanı Ahmet Duran Bulut, Balıkesir, Bigadiç, Savaştepe, Gönen, Bandırma, Sındırgı, Kepsut, Edremit, Burhaniye ilçe ve ocak başkanları ile çok sayıda vatandaş katıldı. Mehter takımının gündüz saatlerinden itibaren gösteriler yaptığı ilçede tam bir şölen havası eserken, gecede ozanların ve sanatçıların sahnesi ilgi ve coşkuyla izlendi. Mehter takımı, Dursunbey Belediyesi önündeki havuz başında halka marşlar söyledi.

MHP Dursunbey İlçe Başkanı Halil Tavşanlı, Türkiyeyi kimsenin bölemeyeceğini, en başta ülkücülerin buna geçit vermeyeceğini söyledi.

Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• Çarşamba, Nisan 25, 2007 - Siz Abdullah Gül’ün Nasıl Bir Cumhurbaşkanı Olucağnı Düşün

Kategori: Milliyetciler
Askerin başına çuval geçirilmesine sessiz kalan eşi tarafından Türkiye, İnsan Hakları Mahkemesine şikayet edilen Abdullah Gül, Sizce nasıl bir cumhurbaşkanı olur?...

Hatırlayın Kuzey Irak'taki Türk Özel Harekat Dairesi karargahına 2003 4 Temmuz günü ABD askerleri tarafından düzenlenen baskında 11 Türk askerimizin başına çuval geçirildiği günü....

Hatırlayın Türkiye Cumhuriyet’inin ayağa kalktığını AKP hükümeti'nin Acizliğini ve olana bitene seyirci kaldığını...

Tim Komutanı O anı şöyle anlatıyor
Baskında “Ölmeye hazırız direnelim mi diye telsizle emir bekledim? Ama direnin değil direnmeyin talimatı geldi!

Sonuç 11 Türk Askeri Amerikalı askerlerce tutuklanıyor başlarına çuval geçirilerek ifadeleri alınıyor (Amerikalı askerlerin yanında Sözde KÜRDİSTAN çapulcularının yer aldığınıda unutmayın

Baskında Amerikan askerlerinin tercümanlığını yapan iki Türk vatandaşı, ABD'den sığınma hakkı istiyor ve o iki Türk Vatandaşı şu an Amerika’da yaşıyor

Dışişleri Bakanı’nın düzenlediği basın toplantısında Gazeteciler Efendim Amerikaya Nota vericekmisiniz diye soruyor.
haber

Cevap: Müzik Notasımı ?

Oluyor…


1998 yılında Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün eşi Hayrünisa Gül, türban taktığı gerekçesiyle okula kayıt yaptıramayınca eğitimini tamamlayamıyor ve okulu bırakıyor ancak ne hikmetse aradan geçen 4 yıl sonra AKP’nin başa geçmesi ile (Ayaklar Baş olunca) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine Türkiye Cumhuriyeti devleti’ni Resmi Olarak Mahkemeye veriyor

Kısa bir zaman sonrada davayı geri çekiyor …

Okuyucularımız Bu Olayları nasıl Değerlendiriyor Acaba?

Siz Abdullah Gül’ün Nasıl Bir Cumhurbaşkanı Olucağnı Düşünüyorsunuz?

www.milliyetçiforum.com/ siyasal

Tartışmaya buradan devam edebilirsiniz...
Tıklayınız...

 

haber

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• Çarşamba, Mart 14, 2007 - Manisa MHP´ne Büyük Katılım Sürüyor!

12/Mart/2007 günü birlik ve dayanışmanın doğuşu gerçekleşti.

MHP’nin şahlanış hareketi devam ediyor.

MHP’nin 1 sene evvel, Manisa Merkez ilçe ve İl Başkanlığının büyük bir
katılımla tezahür eden kongreleri canlılığıyla bu günlerin mesajını
vermişti.

Salon ve sokaklara kadar taşan muhteşem katılım, MHP’nin Manisa’da
büyük bir atılım yapacağını göstermişti.

İl Başkanı Sayın Hacı Mesut Bayram Laçalar Bey, toplumda, hangi siyasi
parti ve cemaat tarafından olursa olsun sevilen bir kişilik!

Kadrosunda ilkeli Ülkücülerle siyaseti olması gerektiği yapan ve
gönüllere ulaşan kadro!

1999 seçimlerinde MHP Manisa Milletvekili olarak seçilen ve bilhassa
2002 seçimleri sonrası MHP’nin aktivitesi için belli noktalara yönelerek
katılımları tetikleyen Mustafa Enöz Bey MHP MKYK Üyesi olarak fiilen
çalışmalara öncülük etmektedir.

Hacıhaliller Kasabası öteden beridir DYP’nin aktif olduğu beldemizdi.
İl Genel Meclisi üyesi olarak halen Manisa’da hizmetleri olan ve Yıllarca
Tarım Kredi Kooperatifleri bünyesinde aktif olarak çalışan ve DYP’den
ayrılarak MHP’ne gönülden katılan Ahmet Çayırlı Bey ağabeyin bu katılımlarda
payı büyük.

Manisa MHP’ne 2.Büyük katılım olarak, DYP’den çözülmeler devam etmekte
ve yıllarca siyasetin içindeki tecrübeli Milliyetçi isimler MHP’ne
katılmaktadır.

Çiftçinin kalbinde ayrı bir sevgisini taşıyan Ahmet Çayırlı Bey, bu
potansiyeliyle Milliyetçilerin adresini işaret etmiştir.

Sandıkta MHP 1.Parti olarak 2007’ye Manisa’da büyük başarılarla
Meclis’e geliyor!

Artık hizmet ve bütünleşme MHP’dedir!

Türk Milliyetçileri, bölücü çetelere karşı demokratik tavrını
milletimizle ve bütün siyasi partilerdeki Ülke sevdalılarıyla MHP’de yeni
ufuklara doğru katılımlarını sandıkta sürdürecektir.

MHP'’deki bütünleşme iktidardır!

Türker Akın Sağlık/ Milliyetçi ülkücü haber sitesi

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• Çarşamba, Mart 14, 2007 - Milliyetçilerin Beklediği ATA TV Nerede?

Türk Milliyetçilerinin özlemle beklediği ATA TV nerede?

Seçimlerden önce ATA TV'nin MHP'nin en önemli propaganda araçlarından birisi olacağını kaydeden MHP yetkilileri televizyonun yönetim, program ve haber kadrosunu oluşturmak için çalışmalar sürdüğünü belirtmişti...

MHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Şandur, 'Halkımıza ulaşmak için gerekli bütün yolları kullanacağız' demişti ve tarih olarakta 1 Martı'ı işaret etmişti...

Televizyonun teknik altyapısı ve çalışmalarını tamamlayan Şandır, 1 Martta uydudan yayına başlayacak olan televizyonun adını "ATA" olarak açıklamıştı...

Milliyetçilerin uzun süredir beklediği ve bir yara haline dönüşen milliyetçi televizyon açığı ATA TV ile son bulacaktı...

Gelin görünki Bugün Günlerden 3 Mart ve hala parti yönetiminden ses yok...

Milliyetçilerin, ülkücülerin Arama motoru www.google.com'da en çok aradıkları ve ulaşmak istedikleri ATA TV'ye ne yazık ki ulaşamamaktadırlar...

Çünkü Ortada hala ATA televizyonu yok!...

Niye?

ATA TV'nin sonu Işık TV gibi mi olacak?

Sabırsızlıkla ATA TV'yi bekliyoruz...

Not: MHP İstanbul İl Teşkilatının TV kanalı BengüTürk olarak yayında... Türksat 1c uydusunda 11612 V, SR 2900, FEC 5/6 parametreleri ile BegüTürk yayında...
BenguTürk Üçhilal logolu bir kanal...

Haber Sitesi olarak BengüTürk'e başarılar dileriz... Darısı ATA TV'ye...

Yorum (33) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• Cuma, Mart 2, 2007 - Milliyetçi Oylar Nereye Gideceğini...

Milliyetçi Haber Sitesi dan alıntıdır...

 

Milliyetçi Oylar Nereye Gideceğini Bilir!!!

Türk Bayrak Kanunu, Madde 7: Türk Bayrağı hiçbir siyasi parti, teşekkül, dernek, vakıf ve kuruluşun amblem flama, sembol ve benzerlerinin ön veya arka kısmında kullanılamaz.

Seçim nelere kadir: Yaklaşan seçimler nedeniyle insanlar ne kadar değişiyor. Türk'üm diyemeyen bir başbakan birdenbire milliyetçi bir çizgiye yönelmeye başladı

Basbakan dört yıllık iktidarı boyunca milliyetçiliği ve Türklügü ağzına almayarak yaklaşan seçimler için oy avına çıktı... Milliyetçilerin oyunu alamayacak çabaları boşunadır...

Ülkesini babalar gibi pazarlayacağını söyleyen birinin bu kurnazlığını bu Asil Türk Milleti yutmayacaktır...

Bütün milli değerleri kurban eden AKP hükümeti gitsin ABD'ye ve AB'ye Kurban olsun

Olmaz beyler... Milliyetçi Oylar nereye gideceğini bilir!!!


Davamiz.com

 

Tamamen katılıyorum...

Yorum (17) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

• Cuma, Mart 2, 2007 - Türkiye ve Türklük için çalışanlar var mı?

Milliyetçi Forum'da tartışılan bir konuda Türkiye ve Türklük İçin Çalışan Var mı? deniyor ve Türkiye için çalışanlar belirtiliyor... Sizleride buraya davet ediyorum ve Orada yer olmayan isimleri ekleyerek Türklüğe ve Türkiyeye hizmet edenlerin listesine katkıda bulunmanızı istiyorum...

 

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

Hakkımda

habervatan, milliyetçi, milliyetçiler ülkücü ve ülkücülerin buluştuğu alan...

Bağlantılar

Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Blog RSS

Kategoriler

Arkadaşlar

Sayfa Güncel Sayfa:1 Toplam:2
| Sonraki Sayfa
sxe internet hız testi proxy recep ivedik iddaa iddaa tahminleri bay tahmin evden eve nakliyat sex Evden Eve Nakliyat Evden Eve Nakliyat oyun siteleri yozgat sex kadinclub.com porno sex videoları porno sex seks erotik hikaye sex porno seks hikayeleri sex hikayeleri iyinet webmaster forumu 2008 seo yarışması mp3 indir | bedava mp3 | Msn Forum underground | türkçe rap Forum | Forum sohbet odaları cep telefonları araba cep telefonu msn resimleri msn ifadeleri msn nickleri - msn - site ekle - Muhabbet - evden eve nakliyat - evden eve nakliyat - evden eve nakliyat - evden eve nakliye - nakliyat - evden eve nakliye - site ekle - evden eve nakliye - evden eve nakliyat - chat evden eve nakliyat evden eve nakliyat sohbet mirc mırc sohbet muhabbet matbaa perde mirc tuzcuoğlu evden eve nakliye chat magazin chat Sohbet evden eve nakliyat tuzcuoğlu evden eve nakliyat evden eve nakliyat sohbet mirc mırc sohbet muhabbet matbaa perde mirc tuzcuoğlu evden eve nakliye chat magazin chat Sohbet evden eve nakliyat tuzcuoğlu erkek İslami Sohbet Forum e-okul sohbet chat chat odaları sohbetclub lazer epilasyon muhabbet ankara nakliyat sohbet odaları sex sohbet chat sohbet Kızlarla Sohbet Mynet Chat komik resimler çiçekçi lazer epilasyon canlı tv lazer epilasyon iddaa yüzme havuzu korkunç videolar iyinet webmaster forumu 2008 seo yarışması sohbet detoks bandı haber bayilik online games sohbet youtube Türkçe Youtube mirc redtube red tube youporn izlesene pornhub sex porno sex hikayeleri youtube BolSohbet ssk chat tokat yeşilyurt sohbet film izle film seyret komik izle kamera şakaları çizgi film komik video sıcak video erotik videolar online film sohbet chat Sohbet Sohbet chat Chat odaları Chat siteleri Radyo Dinle Radyo Muzik Dinle Canli Radyo Dinle Radio Dinle Online Radyo youtube youtube youtube chat dizi izle serçe dizisi msn avatarları fıkra Koca Kafalar youtube film fragmanları diziler dizi izle kolay gelsin Expo 2015 evden eve nakliyat