Tekel medyasının küreselleşmeci yazarları, kendilerine sunulan ikrama satırları ile cevap veriyor. Birkaç vatansevere değil bu sözlerim elbette. Amerikanın 21. yüzyıl ile ilgili tasarruflarını benimseyen bu bir avuç “Dünya Vatandaşı” kendilerine 2. Cumhuriyetçi diyerek, AKP iktidarını destekliyor. Peki, Erdoğan ve Gül de 2. Cumhuriyetçi midir? Nedir 2. Cumhuriyet? “Mandacı” sözünü itici bulanların kendilerine verdiği bir ad. ABD’nin Türkiye’den taleplerini süsleyerek ve önüne Uluslararası” kelimeler ekleyerek, yapılması şart “olmazsa olmazlar” gibi halka sunmalarıdır. Ne ister bu zevat? Kürt Sorununun hallini. Yani Kürtlerin azınlık olarak kabulünü. Kürtlerin azınlık olarak kabulü ile Türkiye’nin tapusu olan “Lozan”ın kaldırılıp atılmasını. Zaten yıllardır “Lozan Zafer mi, hezimet mi?” diye altını ince ince oymuyorlar mı her bir taraftan. “Türkler Ermenileri Kestinin” bilimsel adı, “ Ermeni Soykırımının” Türkiye tarafından kabulünü. Sonra Türkiye pastasından Batının arzu ettiği yerden bir payın Ermenilere verilmesini Lütfederlerse Türkleri de içine aldıkları 36 etnik kökenli “Geniş Mutabakatlı” bir Anayasanın hazırlanması. “AKP Cumhurbaşkanı”ndan sonra sırada ki “AKP Anayasası”na her kesimin şartsız biatı Kopenhag Kriterlerinin tez elden uygulanmasını TSK nin bu ülkede ki DSİ i düzeyine indirici tüm formalitelerin bir an önce tamamlanması.( Gerekirse TSK nin toptan terhisi) Küreselleşmenin önünde engel olan “Milli Devletin “ fonksiyonlarını sonlandırma adımlarına devam edilmesini Vb Hasan Cemal’i, Taha Akyol’u, Eser Karakaş’ı, Zafer Üskül’ü, Fetullah Gülen’i, H.Hüseyin Çelik’i, M.Ali Birand’ı bunları istiyorlar. Köşe yazılarında, siyasi söylemlerinde, dini vaazlarında, kitaplarında, konuşmalarında. Türkiye’de bir yanda “meleğin kanadı var mı tartışılıyor?”, öbür yandan “Anayasasının değişemez denilen maddeleri.” Meleğin kanadının varlığını tartışan elit kesim, Çankaya’ya çıkan Hayrünnisa Gül’ün türbanından başkasını göremiyor. Hayrünnisa Sultan ise ilk kez geldiği Çankaya’da çalışanları “Gidin de Dışişleri Konutu'na bakın nasıl yaptım. Her taraf pırıl pırıl” ( 30.8.2007- gercekgundem.com) diye azarlayarak, Sezer ailesinin nasıl olup da “şatafatsız” yaşadığını anlayamıyor. BOP sultanlığının sarayı olmaya yakıştıramıyor zahir o mütevazılıği. Bunlar kartel medyasında yer almıyor, AKP iktidarını antipatik gösterecek tüm haberler budanıyor. Aydın Doğan tekelinin iki önemli gazetesi Hürriyet ve Milliyette, Gül ailesini sempatik gösteren tüm haberler her gün damardan veriliyor. Hayrünnisa’nın Abdullah Gül’den nasıl kaçırıldığının masalımsı satırlarını bulabilirsiniz. Sanki Leyla ile mecnun aşkı yaşamış Gül ailesi. 30 yaşında ki üniversite mezunu Abdullah Gül annesinin bulduğu 15 yaşında ki lise bir öğrencisi ile evleniyor. Tüm olay bundan ibaret. Başka birisi yapacak olsa işin sosyolojik boyutunu inceleyen, kadın haklarına indirgemenin ötesinde “İslâm Düşmanlığına” dayandırılacak satırlar, “32 kısım tekmili birden” , Abdullah ve Hayrünnisa’nın sevdasına dönüştürülüyor. AKP İktidarı hem kartel hem Dış Medya tarafından destekleniyor. Ne diyor Focus dergisi Abdullah Gül Cumhurbaşkanı olunca? “Anadolu’dan İnançlı reformcu”. Reform nedir? .” Değişiklik, yenilik, ıslahat” . Abdullah Gül reformcu ve İslam dinini yenileyecekmiş. İslamiyet’in yenilenmeye mi ihtiyacı var? Her çağa hitaben kıyamete kadar inmedi mi? İndi ama, Batı Türk ve İslam’ı kontrol altına alabilmek için, eğittiği, kontrol altına aldığı bu insanları Truva atı olarak içimize gönderiyor. Can Dündar’ın Abdullah Gül ile ilgili hazırladığı yazı dizisi var takip ediyorsanız. 31.8.2007 tarihli ve “Karşı Olduğu Batı İle İngiltere’de tanıştı” başlıklı yazısında orada kimlerle okuduğu ve doktora öncesi çalıştığı Exeter Üniversitesi'nin nasıl tanındığını bir boş vaktinizde araştırın derim. Batı Emperyalizmi 1922 de kovulduğu bu topraklara, “AB Uyum Yasları” ile ağır ağır yerleşiyor. Biz AB ye değil, onlar Türkiye’ye giriyor. İşte kendisine verilen her role başarı ile uyan Abdullah Gül, dün AB ye “Hrıstiyan Klüp” derken, bugün “Çağdaş Medeniyet “merkezi olarak görüyor. İngiltere’de “cami bulamayınca, kilisede namazını kılan Gül” hatırası ise sık sık karşımıza çıkıyor. Normal bir Müslüman namaz kılmak için illa ki cami arar, bulamazsa gider kilisede mi kılar namazını? Müslüman için namaz kıldığı her yerin ibadethane olduğunu Abdullah Gül bilmiyor mu? İslâhat, yenileşme ya da reform daha o günlerde başlamış Gül’de. Siyasi mevzuları bir kenara bırakıp, Hayrünnisa ile Abdullah’ın hayat hikâyesini okuyalım, Doğan tekelinde. Hatta dizi haline getirilsin seyredelim. Yorulduk, kendimize geliriz. Netice de “yer altı ve yer üstü zenginliklerine” el koyan Küresel şirketler, Türkiye’yi alıp bir yere götürmüyor diyen başbakanıma artık hak veriyorum.
Neval Kavcar
http://www.davamiz.com/yazar-hayrunnisa-ile-abdullah-2353.html
|